Asker ocağı derler ya yalnız,kimsesiz tek başına nerde nasıl kiminle niye neden sorularının en çok sorulduğu yer. Gerçi ben hep yalnız ve soru soran bir adam olduğum için pek fazla değişiklik yoktu. Ta ki vurulup hastanede o adamla karşılaşıncaya kadar. O kadar hayat doluydu ki sanki bacaklarının ikiside yerindeydi. Bense kızgın ,hayata küs, canı acıyan öfkeli ölümü bekleyen yaşlı bir ihtiyar gibiydim. Beni telkin edişi öğütlerde bulunması polyanacılık oynaması iyice sinirlendiriyordu. Fakat günler geçtikçe,hastaneye gelen insanları görüp onlardan daha iyi olmam onunda dediği gibi şükür duygumu geliştirdi. Ve bekleye bekleye sabretmeyi de öğrendim. Bir sabah dedi ki "bak hergün yaşadıgımıza şükür edip daha iyi bir gün için sabrediyoruz."Öğretti sonunda bana da askerliği ya sabır allaha şükür diyerek. Mutlu gülerek bitirdim.Hayatın içinde de bunu o kadar olumsuzluğun içinde de denedim. Bazen başardım,bazen hüsran ama yıllar öğretti elimizdekilerin değerini bilmeli şükretmeli,daha iyisi için mücadele edip sabretmeli. :)) Beklenen gün gelecekse çekilen, yaşanılan herşeye göğüs germeliyiz. VolKan Tekçe 1996