EĞER bütün etrafındakiler şaşırıp kabahatı sana attıkları zaman, sen akıl ve itidalini muhafaza edebilirsen, EĞER sana kimse inanmazken bile, sen kendine güvenir ve onların inanmamalarını da hoş görebilirsen, EĞER bekleyebilir ve beklemekten de yorulmazsan, veya, sana yalan söylenir de, sen yalanla iş görmezsen, ve senden nefret edildiğinde, sen kendini nefrete kaptırmazsan, Ve yine de, fazla iyi görünmeye çalışmaz ve pek hakimane konuşmazsan, EĞER tahayyül edebilir, lakin hülyalarının esiri olmazsan, EĞER düşünebilir, lakin gayelerini yalnız düşüncelere münsahır bırakmazsan, EĞER zaferle felaketi bir tutabilir ve bu iki hilekar aynı şekilde karşılayabilirsen, EĞER ağzından çıkan bir hakikatin, ahmakları aldatmak için alçakların elinde, çevrildiğini duyup da, katlanabilirsen, yahut, bütün ömrünü verdiğin şeylerin yıkıldığını görür de, hemen koşup onları yorgun argın ellerle tekrar yapabilirsen, EĞER Bütün varını, bir yığın yapıp da, icabında sen onu ''Tek bir zara'' fedaya hazır olabilirsen, Ve kaybettiğin zaman, zararın hakkında, hiç bir söz söylemeden, tekrar ve yeniden başlayabilirsen, EĞER dermanı çoktan tükenmiş olan kalp ve sinirlerine, Bir emirle yeniden takat verebilirsen, Ve onlara 'Dayan' diyen iradenden başka, Hiç bir kuvvetin kalmadığı anda da dayanabilirsen, EĞER ayak takımı ile görüşebilir ve yine de faziletini muhafaza edersen, Ve kurallarla gezerken de halkla görüşmeye devam edebilirsen, EĞER ne düşmanlar, ne de seven dostların seni incitmezse, EĞER herkese ehemiyet verir, fakat kimseye olduğundan fazla kıymet vermezsen, EĞER ihmali affedilmeyecek bir dakikanın, Değerli altmış saniyesini iyi kullanabilirsen; Her şeyiyle beraber dünyalar senin olur, Hatta. . . . . . . adam olursun oğlum.
Rudyard Kipling Çeviren Doçent Dr. Derviş MANİZADE