hakkımda yaşam koçlugu Hizmetler yaşamımız şartlar ilham koşesi irtibat ingilizce
Yaşam bu..gelip geçer...


Other Thoughts
EĞER
Bir gün New York 'ta bir grup
Tanrı'nın Ltd Şirketine faks&#
BUGÜN SENİN GÜNÜN; FIRSATI KAÇIRMA.!
Zenginlik,başarı,sevgi
Paradigma değiştirmek zor deği
Hayatın getirdikleri...
Yaşam bu..gelip geçer...
Herşey için teşekkürler...
Tık Tık Tık
Bir Kelebeğin Dersi
Hayat
Rudyard Kipling
Bir Hayat Kuralı
Hayat iskambil kağıdına benzer
İyilikler
Yasam Bu, Gelir Gecer...
>
>
>
>Bugün içimde heyecan, hatta coşku uyandıran bir konuyu paylaşmak istiyorum...

>1970'li yıllardan beri vipassana ve dharma hocası ve Gaia House'un
>kurucularından biri olan Christina Feldman'ın bir konuşmasından
>(Impermanence and Insight-1992) bende kalanlar ve kendi yorumum:
>
>Hepimiz zihinsel olarak, her şeyin değiştiğini biliriz... Aslında
hiç bir
>şeyin sürekliliğine güvenip, ona sırtımızı
dayayamayacağımızı da biliriz...
>Yaşamda her şey gelir ve geçer...
>
>Kalıcı ve sürekli olmayış, gelip geçicilik, fanilik (impermanence)
>yaşamımızdaki her şeyi yönetir.
>
>>"Ben her şeyin değiştiğini biliyorum, bu bilgi benim için yeni
bir şey
>ifade
>etmiyor", diyorsanız; işte size bu bilginin gerçekten sizin iliklerinize,
>bilincinize, kalbinizin derinliklerine işleyip işlemediğini gösterecek sorular:
>
>Kendimizi olan bitene direnirken buluyor muyuz?
>
>Kendimizi içimizde olanları kontrol etmeye çalışırken buluyor muyuz?
>
>Kendimizi dışımızda olanları kontrol etmeye çalışırken buluyor muyuz?
>
>İçimizde ve/ veya dışımızda olanlardan korku, endişe duyuyor muyuz?
>
>Yaşamda bir şeylere tutunmaya, bir şeyleri tutmaya çalışıyor muyuz?
>
>Olana bitene isyan ederken duyuyor muyuz kendimizi?
>
>(Bu soruları kendime sorduğumda doğrusu biraz sarsılmıştım.
Zihinde bilmekle yürekten bilmek arasında nasıl da fark var! Yürekten bildiğimizi
bize,>yaşamlarımızın seyri, yaşama karşı duruşumuz öyle de güzel gösteriyor
>ki...)
>
>
>
>"Ah" diyor Christina (aslında çok ciddi görünüşlü biri Christina, böyle
>demezdi herhalde, biraz Hale'ce oldu :)), "Gelip geçiciliği yürekten
>anlamanın; yaşamımızı, nasıl baktığımızı, nasıl tepki verdiğimizi değiştirmek üzerinde çok muazzam bir gücü var."
>
>>Gelip geçiciliği yürekten anladığımızda, ani bir özgürleşme olur...
>Deneyimlediğimiz acı, sıkıntı, karmaşanın önemli bir bölümü çarpıcı bir şekilde yok olur... Gerçeği görme, hiçliği anlama yolunda bir kapı açılır...
>
>>An be an olmakta olana kendimizi "uyumladığımızda", huzur ve uyum
>kendiliğinden gelir...
>
>* -meli, -mali'lari (şunu yapmalıyım, bunu söylememeliyim vb);dirençlerimizi;
>
>* hoşlanmalarımızı, hoşlanmamalarımızı;
>
>* yansıtmalarımızı bırakabilsek, yasam çok daha kolay olur...
>
>(Bunlar çok bildiğimiz fikirler ancak kendi yaşamımı izlediğimde gördüğüm
>-meli, -mali enerjisine inanamadım... Yaşamı gerçekten keyifle, yürekten
>yaşamak yerine, "ayıp olur, sonucu ne olur, öyle istedi, ne düşünür,
>suçluluk duygusu" kaynaklı yaşamak çok acı değil mi? Canlılık bunun
>neresinde? Yürekten iletişim anlayışı, "hepimiz iyiyiz, hoşuz
ama ölüyüz"diyor.)
>
>>Neden gelip geçiciliği yürekten anlamaktan kaçınıyoruz acaba?
>
>Çünkü gerçekten gelip geçiciliğin doğasını anlamak istesek,
>
>* yaşamlarımızı nasıl yaşadığımıza,
>
>* her an'a nasıl tepki verdiğimize,
>
>* başkalarına nasıl tepki/ karşılık verdiğimize,
>
>* kendimizle ilişkimize,
>
>* seçimlerimize,
>
>* değerlerimize,
>
>* neye zaman verdiğimize,
>
>* neye enerji verdiğimize bakmamız gerekir...
>
>
>
>Öyle çok zamanı "edinmek, kazanmak, sahip olmak, ulaşmak" için
harcıyoruz
>ki...
>
>Ve öyle çok şeyi sanki hiç gitmeyeceklermiş gibi "çantada keklik" sayıyoruz ki...
>
>
>Dünyayı tahmin edilebilir, sabit, güvenilir kılmak için uğraşıp duruyoruz...
>
>Tutunmaya çalışıyoruz, geçiciliği inkâr ediyoruz ve böylece kontrolde
>olduğumuzu, güvende olduğumuzu hissetmeye çalışıyoruz.
>
>Sezgisel olarak hepimiz biliyoruz ki, tüm bu tutunmalar, kurmalar,planlamalar değişimin gel gitlerini durdurmak için hiç işe yaramıyor...
>Kontrol edemezsek, kurban konumuna düşeriz diye düşünüyoruz.
>
>
>
>Oysa gelip geçiciliği anlamak, yaşamın gerçekte ne olduğunu kutlamayı
>getiriyor... Her an'ın değerini bilmeyi... Hiç bir şeyi "ne de olsa var"
>deyip, çantada keklik görmemeyi...
>
>
>
>Kontrolü bırakmak aslında öğrenmek için kendini açmak demek...
Şu anda
>burada olanla olmak demek...
>
>
>
>Bu değişim içinde tutunacağımız bir "merkez" bulmak zor...
Tutunmayı,
>merkezleri, ben'i, sen'i bırakıp, her şeyi birer "süreç" olarak görmek...
>Ne kadar özgürleştirici... (Bu "süreç" konusunu bir gün ayrıca
işlesek...)
>
>
>
>(Bir gün çamaşır asıyordum ve aniden geçiciliğin
harikalığını görüverdim...
>Eğer gelip geçicilik olmasaydı, çamaşırlar kurumazdı... Yemek de yapamazdık... Çayda şeker erimezdi... Bebekler büyüyemezdi... Bu
metni yazamazdım... Duygularım değişmeseydi, bir duyguda takılıp
kalırdım...
>Hareket edemezdim... Değişim olmasa, yaşam olmazdı... Yaşam ancak değişim
>olduğu için var... Bu ne kadar harika, sevinç verici bir şey...)
>
>
>
>Peki, ne yapalım... Bence hiç bir şey... Yalnızca yaşamı, kendimizi
>gözlemleyelim: an an gelip geçiciliği görmeye çalısalım... Geçiciliği
>bilinçli olarak göre göre, bir an birdenbire herşeyi çok açık görüveriyor
>olabiliriz... Yaşamımız aydınlanıverir...
>
>
>
>Şöyle de bitirelim: "Bu yol, tercihleri olmayanlar için hiç de zor değil..."
>
>
>
>Yaşam dansında kendi figürlerimi yapmanın, nasibime düşenlere can vermenin
>keyfi ve yürekten taşan sevgiyle
>
>
>
>Hale
>
 
Website Müzik: MBS Coach2 - R.Carr
Çimen için ne demisler?
Ana Sayfa
Links
© Çimen Sevanç 2007 - 2010
Designed by biledge